Liderler, TBMM 23 Nisan oturumunda

TBMM Başkanı Mustafa Şentop başkanlığında toplanan özel oturuma Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yüksek yargı organlarının temsilcileri, kuvvet komutanları, yabancı ülke temsilcileri katıldı.

Meclis Başkanı Şentop, TBMM’nin açılışı ve Milli Mücadele döneminin, milletin her ferdi için güncelliğini yitirmeyen tefekkür vesilesi olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“102 yıl önce toplanan Yüce ve Gazi Meclis’in enkaza dönmüş, işgal ve ilhak tasallutuyla kuşatılmış bir vatanda, tam bağımsızlık iddiasını yükseltmek ve tahakkuk ettirmek üzere inşa edilmiş muhkem bir hürriyet karargahı olduğunu bilmeye mecburuz. Yine bilmeye mecburuz ki bu Yüce Meclis’in Milli Mücadeleyi zaferle neticelendiren gayretinin temelinde, Kuva-yi Milliye ruhu yatmaktadır. Kuva-yi Milliye ruhu denildiğinde, belli bir zaman diliminde donmuş, şekli temsillere hapsedilmiş bir tarihi gerçekliği anlamamak gerekir. Kuva-yi Milliye ruhu, yokluğa, esarete, zillete ve kendisine yabancı telakkilere mahkum edilmeye çalışılması halinde aziz milletimizin, tarihinden ve özünden kaynaklanan bir hamleyle doğrulmasını mümkün kılan imanın, iradenin tezahürüdür. Dolayısıyla bu ruh, tarihin belli bir döneminde kalmış olmayıp, milletimizin varlığı devam ettikçe ilelebet dayanacağı iman ve iradenin adıdır. Şükür ki, bu ruh bugün de vardır, diridir ve zorlukları aşmanın yegane istikamet sağlayıcı kılavuzudur.”

“DARBELERLE MÜCADELE BAŞARIYA ULAŞTI”

Şentop, Milli Mücadele’nin karargahı olan Meclis’in bugüne bıraktığı iki önemli miras olduğunu kaydederek, “Bunlardan ilki, bahsettiğimiz üzere, istiklal-i tam bağımsızlık uğruna pazarlıksız, korkusuz ve milletimizin şerefine yakışır bir cesaretle mücadele etme azim ve kararlılığıdır. Birinci Meclis’in sonraki nesillere bıraktığı diğer önemli miras ise, memleketin her meselesinin milletle birlikte, milletin iradesine dayanarak çözülebileceğidir. Tarihinin en zorlu ve sancılı dönemlerinde yürütülen bir mücadelede kendi iradesine başvurulması, milletimizin eriştiği siyasi merhaleyi göstermesi bakımından çok önemlidir. Milli Mücadele’nin TBMM tarafından yürütülmesi, ülkenin en hayati meselelerinde bile milletin idareye paydaş kılınma hassasiyetinin bir sonucudur. Geçen 102 yılda, zaman zaman bu hassasiyetin kesintiye uğradığı, milli iradenin zapturapt altına alındığı dönemler olduysa da demokrasimiz olgunlaşmış; darbelerle ve darbecilerle mücadele başarıya ulaşmıştır. Şüphesiz ki bu başarı, milletimizin kararlı ve ısrarlı tavrının sonucudur” diye konuştu.

“YIKICI SALDIRILAR BOŞA ÇIKARILDI”

Şentop, 100 yıl önce yeniden doğan Türkiye’nin bugün daha güçlü, coşkulu ve diri olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

“Türkiye, bölgesel ve küresel düzeyde iddiasını gün geçtikçe daha somut bir biçimde ortaya koymak hususunda kararlıdır. Bu kararlılığın gereği olmak üzere Türkiye’nin terörle mücadelesi başarıyla devam etmekte, belirleyici neticeler elde edilmektedir. Bu noktada şunu belirtmek gerekir ki Türkiye çok uzun yıllar askeri darbelerle ve terörle istikrarsızlaştırılmış, içine kapanmaya mecbur bırakılmıştır. En son 15 Temmuz darbe girişiminde tanık olduğumuz bu yıkıcı saldırılar, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın kararlılığı ve liderliği, milletimizin basireti, dirayeti ve cesaretiyle boşa çıkarılmıştır. Terör de devletin bütün ilgili birimlerinin gayreti ve insanüstü mücadelesiyle bitme noktasına getirilmiştir. Bu vesileyle Irak’ın kuzeyindeki terör bölgelerine yönelik olarak yürütülen Pençe-Kilit Operasyonu’nda şehadete yükselen vatan evlatları başta olmak üzere bütün şehitlerimize rahmet, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Gazi unvanını mübarek bir emanet, ebedi bir şuur olarak yüreğinde taşıyan bu yüce Meclis, bütün şehitlerimizin muazzez hatıraları önünde tazimle eğilmektedir.”

AK PARTİLİ YILMAZ: MİLLETİN İRADESİNE KİMSE PRANGA VURAMAZ

AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz, Türkiye’nin bugün dünden daha güçlü olduğunu ifade ederek, “Güçlü olduğu için 93’te işgal edilen Karabağ bugün özgür. Güçlü olduğu için 1974’ten bu yana kapalı olan Kıbrıs Maraş bugün açık. Güçlü olduğu için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı operasyonları ile terör koridoru çökertildi.” dedi.

Yılmaz, TBMM’nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, bugünü bayram olarak çocuklara armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Milli Mücadele’yi yöneten bütün milletvekillerini saygıyla rahmetle andı.

Dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı tüm dünyayla paylaşan tek ülkenin Türkiye olduğuna işaret eden Yılmaz, “Bu bayram, Cumhuriyet kurulurken kahraman şehitlerimizin yetim kalan çocuklarının bayramı, en zor dönemde en büyük fedakarlığı yapan aziz milletimin çocuklarının bayramı, kazağını, evladının yerine ‘ıslanmasın’ diyerek mermilerin üzerine örten şehit Şerife bacıların çocuklarının bayramı. Kendi küçük, yürekleri memleket kadar büyük geleceğimizin teminatı çocuklarımızın bayramı.” diye konuştu.

“ÜSTTE GÖK ÇÖKMEDİKÇE BU MİLLETİN DEĞERLERİNİ KİMSE BOZAMAZ”

Yılmaz, “Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuklarımızın bayramı daim olsun.” temennisinde bulundu.

Kuruluştaki kurucu değerlerin bugün de yaşadığına dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kuruluştaki direnme ve mücadele ruhunu 15 Temmuz gecesi bu Meclis’te yaşadık. Kuruluştaki heyecanı Ayasofya’yı ibadete açan Cumhurbaşkanı kararının Meclis’te okunmasını ayakta gözyaşları içinde alkışlayan milletvekillerimizde gördük. Kuruluştaki tam bağımsız Türkiye’nin Kuvayımilliye ruhunu Karabağ barış sürecini gözlemlemek üzere Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının gönderilmesini içeren tezkerenin kabulünde gördük. Kuruluştaki milli iradenin üstünlüğü ilkesini, her darbe ve müdahale sonrası sorunları milletin hakemliğine götürerek çözmesinde gördük. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki; üstte gök çökmedikçe, altta yer yarılmadıkça, bu milletin değerlerini kimse bozamaz, milletin iradesine kimse pranga vuramaz.”

“İSTİKLAL SAVAŞI DÖNEMİNDE DE FARKLI SESLER VARDI, BUGÜN DE VAR”

TBMM’nin cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırdığını dile getiren Yılmaz, bu sürecin hiç de kolay olmadığını, milli iradeyi hakim kılma mücadelesinde çok büyük engellerle karşılaşıldığını anlattı.

Yılmaz, Türkiye demokrasinin birçok engeli aşarak bugünkü seviyesine geldiğini belirterek, “Vesayet odaklarının müdahalelerine bir daha fırsat vermemek üzere milletimiz, zaten sahip olduğu egemenliğin bir parçası olan hükümet kurma yetkisini, aynı Meclis’i belirlemede olduğu gibi kendi uhdesine aldı. Bu ülkemizin demokrasi tarihinde önemli bir kilometre taşıdır.” dedi.

Türkiye’nin bugün dünden daha güçlü olduğunu, çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkma hedefine her geçen gün daha çok yaklaştığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Merhum Prof. Dr. Kemal Karpat’ın ifadesiyle; ‘Türkiye son 200 yıllık Türk devlet tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor.’ Güçlü olduğu için 93’te işgal edilen Karabağ bugün özgür. Güçlü olduğu için 1974’ten bu yana kapalı olan Kıbrıs Maraş bugün açık. Güçlü olduğu için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı operasyonları ile terör koridoru çökertildi. Güçlü olduğu için Akdeniz’de, Libya’da Türkiye’nin varlığı dosta güven, düşmana kaygı veriyor.”

Gücümüz birliğimizdir. İstiklal Savaşı döneminde de farklı sesler vardı, bugün de olabilir, bugün de var. İstiklal Savaşı döneminde ‘500 milyon lira borcu, yıkık bir ülkesi, verimli olmayan toprağı ve 10-15 milyon geliri olan bir millet dış yardım almadan yaşayamaz.’ diyen vardı. O gün de Atlantik ötesinden yardım isteyenler, mandacılar vardı. Ancak bunlar olduğu gibi ‘Manda ile istiklal bir arada olmaz.’, ‘Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’ diyenler de oldu. Bu ülke bizim, bu vatan bizim, sorumluluk da bizim. Bizim asli vazifemiz; gerçek resmi göz ardı etmeden Türkiye’nin geleceğine olan inancı artırmak, umudu çoğaltmaktır. Zor dönemde yaşanan problemlerin farkında olarak bunları çözecek gücümüz de kararlılığımız da var. En zor günleri aştık yine hep birlikte aşarız. Karamsarlar yapılmayanları söyleyecek, bizler yapılanları söyleyeceğiz. Nihayetinde hakem halktır, halkın gözü de terazidir. Tarih her zaman, tarihin doğru tarafında duranların milletiyle beraber yürüyenler olduğunu göstermiştir. Bizim siyasetimizin esası barıştır, huzurdur, kardeşliktir. Bizim siyasetimiz büyük Türkiye siyasetidir. Bizim hedefimiz; hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan demokratik, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Bundan sonra da el birliği ile yeniden büyük Türkiye’yi inşa edeceğiz.”

KILIÇDAROĞLU: BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İnanıyorum ki gelecek yılki kutlamalarımız cumhuriyetin, cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandırılacağı bir sürecin yarattığı atmosfer içinde gerçekleşecektir.” dedi.

Kılıçdaroğlu, TBMM’nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla toplanan Genel Kurulda grubu adına konuştu.

Kendisini dinleyenleri büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk rehberliğinde tarih yolculuğuna çıkarmak istediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün 1 Mart 1922’de TBMM’nin 3. Yasama Yılı açılışında, parlamentonun bir yıl içerisinde yaptığı çalışmalara ilişkin paylaştığı bilgileri sıraladı.

Atatürk’ün bu konuşmasının, TBMM’ye sunulan kanun tasarı ve tekliflerinin tümünün kabul edilmediğini ortaya koyduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “TBMM bu görevi yaparken Bakanlar Kurulundan ya da milletvekili grubundan gelen kanun tasarılarını, tekliflerini kayıtsız şartsız kabul etmemiştir. TBMM, hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesinden aldığı güçle cephede de savaşmış, Bakanlar Kurulunun isteklerine de karşı çıkabilmiştir.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Atatürk’e “Gazilik” unvanını veren Meclis’in, Milli Kurtuluş Savaşı’nın ana karargahı olduğu için “Gazi Meclis” olarak nitelendirildiğine işaret etti. Kılıçdaroğlu, TBMM’nin bazı üyelerinin, cephede savaşması nedeniyle de parlamentonun “Gazi Meclis” diye nitelendirildiğini, cephede mücadele ettikleri için İstiklal Madalyası’na sahip, asker kökenli olmayan yaklaşık 50 milletvekili olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“100 yıl önce bu yüce Meclisin, Gazi Meclisimizin çalışma koşul ve prensipleri ve başarıları bu şekildeyken, bugün üzülerek ifade edeyim ki, yetkileri kısıtlanan milletvekillerinin, denetim ve yasama görevlerini tam olarak yerine getiremediği, sınırlandığı, hatta engellendiği bir tablo ile karşı karşıyayız. Yürütme organı tarafından getirilen kanun tasarılarının veya milletvekillerine verdirtilen kanun tekliflerinin tek bir merkezden hazırlanması, hazırlanan tasarı ve tekliflerin büyük bir bölümünün sorgusuz sualsiz, yapılan tüm uyarılara ve önerilere rağmen neredeyse virgülüne dahi dokunulmaksızın kabul edilmesi; muhalefet tarafından verilen kanun tekliflerinin, ahlaki, vicdani ve hukuki dayanaktan yoksun bir biçimde reddedilmesi bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Milletvekillerinin yazılı ve sözlü önergelerinin yanıtlanmaması, cevapların ise büyük bir bölümünün içerikten yoksun olması, ayrı bir sorun olarak parlamentonun gündemindedir.”

“BU BASKICI DÖNEMİN SONU YAKLAŞMAKTADIR”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün konuşmasından ifadeleri aktardığı tarihteki Meclis’te, tüm fikirlerin özgürce tartışıldığını ve ortak görüşün oluşması için azami düzeyde çalışıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Üstelik, o Meclis bir yandan özgürce tartışıp yasa yaparken, öte yandan işgal güçlerine karşı bizzat savaşan bir Meclis’ti. Gelecek yıl bu sıralarda TBMM’nin açılışının 103’üncü yılını kutlayacağız. 29 Ekim 2023’te cumhuriyetin 2’nci yüzyılına ilk adımı atmış olacağız. İnanıyorum ki gelecek yılki kutlamalarımız cumhuriyetin, cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlandırılacağı bir sürecin yarattığı atmosfer içinde gerçekleşecektir. Tek adam rejimini dünyaya örnek olacak şekilde, demokrasinin sınırları içinde ve sandık yoluyla ortadan kaldıracağız. 100 öncesinden aldığımız ilhamla güçlendirilen ve tüm vesayetleri reddeden bir parlamenter sistemin çalışmalarına başlamış olacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

“ÜLKEMİZİN TÜM SORUNLARINI BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”

Güçlendirilmiş parlamenter sistemde ve bu sistemin inşa sürecinde hep birlikte hareket edeceklerini ve bu ülkeyi hep birlikte yöneteceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, bunu başardıklarında Türkiye’nin temel problemlerinin büyük bir bölümünü de kısa süre içinde çözmüş olacaklarına işaret etti.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Evlatlarına bir bardak süt dahi içiremeyen kadınların; hangi düşünceden, hangi inançtan olursa olsun sadece kendisinin değil, herkesin özgürce yaşamasını talep eden gençlerin; kamudaki iş hakkı mülakat yoluyla engellenen gençlerin; irfanı, fikri, vicdanı hür yaşamaktan başka gayesi olmayan gençlerin şüphesi olmasın. Topraklarından uzaklaştırılan çiftçilerin, hak ettiği ücreti alamayan, üstüne bir de işsiz bırakılma tehdidiyle çalışmak zorunda bırakılan işçilerin şüphesi olmasın. Çocuklarına bir kahve parası kadar harçlık veremeyen babaların şüphesi olmasın. Sadece 2021 yılında faturasını ödeyemediği için elektriği kesilen, karanlığa mahkum edilen yaklaşık 4 milyon abonenin şüphesi olmasın. Başta ekonomik sorunlar olmak üzere ülkemizin tüm sorunlarını birlikte çözeceğiz.”

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde bu ülkeye bolluk ve bereket getireceklerini ifade ederek, “Hakkın, hukukun, adaletin bir kişinin iki dudağı arasında olduğu bu baskıcı dönemin sonu yaklaşmaktadır.” sözlerini sarf etti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki 128 milyar doların nerelere ve kimlere peşkeş çekildiğinin ortaya çıkartılacağı dönemin yakın olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Barış akademisyenlerinin kürsülerine döneceği günler yakındır. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe gireceği günler yakındır. Hayat pahalılığının sona ereceği günler yakındır. Tank Palet Fabrikası’nın geri alınacağı, Süleyman Şah Türbesi’nin tekrar vatan toprağına götürüleceği günler yakındır. Hangi görüşten, inançtan ve kimlikten olursa olsun herkesin bu ülkede huzur ve barış içinde yaşayacağı, kimsenin ötekileştirilmeyeceği, yönetim erkinin hesap vermekten çekinmeyeceği, hesap vermenin de hesap sormanın da hukuki ve ahlaki bir zorunluluk olacağı günler yakındır. İçinden geçtiğimiz bugünler geride kalmak üzeredir.”

“GELECEK TAHAYYÜLÜMÜZDE UMUTSUZLUĞA YER YOK”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, gelecek tahayyüllerinde umutsuzluğa yer olmadığına işaret ederek, tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmeyeceği ve karanlıkta kalmayacağı, adaletli bir düzeni kurma mücadelesi verdiklerini vurguladı.

TBMM’nin açılışının 102. yılının kutlandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, “Yaklaşık 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tüm mazlum milletlere örnek olan cumhuriyetimizi nasıl kurdularsa, 100 yıl sonra, hep birlikte bu parlamento, cumhuriyetimizi gerçek anlamda demokrasiyle taçlandıracak. Güçlendirilmiş parlamenter sistem yoluyla ulusal egemenlik kayıtsız şartsız gerçek anlamda, gerçek manada milletin olacaktır. Bir kişiye milli egemenlik teslim edilmeyecektir.” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehitleri şükran ve rahmetle andı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Ramazan Bayramı’nı kutladı.

Öte yandan bazı AK Parti’li milletvekilleri, Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında tepki gösterdi. Bunun üzerine CHP ile AK Parti milletvekilleri arasında kısa süreli laf atmalar yaşandı.

TATLIOĞLU: SORUNLARI SİYASİ KOMPARTIMANLARLA ÇÖZEMEYİZ

İYİ Parti TBMM Grup Başkanı ve Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, “Toplumun hiçbir sorununu bu parlamentonun hukukuna aykırı davranarak, toplumu ayrıştırarak, siyaseti kompartımanlara ayırarak çözemeyiz.” dedi.

Tatlıoğlu, TBMM’nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, yaklaşık 100 yıl önce bu ülkenin istiklal mücadelesine karar verenlerin işe bir ordu kurarak değil, bir meclis kurarak başladığını söyledi.

Tatlıoğlu, bu mücadeleyi yürütenlerin özgürlük mücadelesini milli egemenliğe dayandırdığını, meşruiyeti ve ahlaki üstünlüğü mücadelenin ön koşulu olarak kabul ettiklerini vurguladı.

İstiklal savaşı kahramanları ve Cumhuriyetin yüksek vizyonlu kadrolarının bu şartlar altında bile ilkesel duruşlarını gösterdiklerini ifade eden Tatlıoğlu, “19. ve 20. yüzyıl, milli egemenliğe dayanmayan ve hukuku öncelemeyen onlarca bağımsızlık hareketinden ortaya çıkan insani dramlara şahitlik etmiştir. Milli egemenliğe dayanmayan bağımsız hareketlerin büyük kısmı ülkeleri savuran diktatör rejimlere savrulmuştur ve insani dram hikayeleriyle dolmuştur.” diye konuştu.

Bu nedenle milli egemenliği esas alan Cumhuriyetin kurucu kadrolarına müteşekkir olduklarını dile getiren Tatlıoğlu, işgal altında iken bile milli egemenlikten, hukuktan, müzakereden ve istişareden vazgeçilmediğini, yegane meşruiyet kaynağı olarak milletin görüldüğünü, Türk devletinin böyle kurulduğunu kaydetti.

Milli egemenliğin kitaplara konu olsun diye değil, hayatın akışına yön versin diye önemsendiğini söyleyen Tatlıoğlu, şöyle konuştu:

“Yasama ve yargı organlarının bağımsızlığı, devletin bağımsızlığı demektir ve milli egemenliğimizin temelidir. Liyakat, milli egemenliğimizin vazgeçilmez bir unsurudur. Parlamento ve yargı, kararlarını millet adına verir. Bütün parlamentolar yalnızca ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünü yaşatmakla yükümlüdürler. Fakat bugünlerde olduğu gibi adeta bir kuvvetler birliği şartlarının dayatılması; hakimiyetin, milletin meclisinden saraylara taşınması ve atanmış dar bir kadroya sığdırılması, adaletin ve liyakatin ezilmesi, milli egemenliğin yalnızca metinlerde kalarak hayatın akışında bir alan bulamamasıdır. Bu da inanç, hürriyet ve teşebbüs hürriyeti kısıtlanmış, kendini ifade edemeyen bir toplum demektir.”

“TÜRKİYE’DE HER TÜRLÜ SORUNUN MERCİİ VATANDAŞLARDIR”

İsmail Tatlıoğlu, Türkiye’nin 1889 yılında ilk defa siyasi partilerle tanıştığını hatırlatarak, Türkiye’nin son beş yılki kadar siyasetin daraldığı bir alanı çok az gördüğünü iddia etti.

“Partili cumhurbaşkanı sisteminin” böyle bir atmosfere neden olduğunu ileri süren Tatlıoğlu, “Bugünkü hakim olan yönetim anlayışını 28 Şubat’a taşıyalım. Apoletleriyle brifing veren paşaların ve cüppeleriyle bu toplantılara katılan hakimlerin, yapılan tüm zulümlere alkış tutan üniversite yöneticilerinin hukuku ezen zihniyetine mi yakındır, yoksa inandıkları gibi kendilerini toplumda ifade etmek isteyen, bu yüzden itilip kakılan, yarına yönelik hayal kuramayan gençlerin, kadınların yarınlarına mı daha yakın? Bu nedenle demokrasi adına verdiğimiz bu mücadele aynı zamanda tarih nezdinde verdiğimiz itibar ve milli egemenlik mücadelesidir.” diye konuştu.

Elindeki nüfus cüzdanını gösteren Tatlıoğlu, bu cüzdanı taşıyan herkesin eşit olduğunu, bunun dışında bir referans aranmasının milli egemenlik ve hak gaspı anlamına geldiğini belirtti.

Türkiye’de milli egemenlik gaspının yaşandığını herkesin görmesi gerektiğini öne süren Tatlıoğlu, “Parlamento, milletin bu hakkını önleyecek tek mercidir. Toplumun hiçbir sorununu bu parlamentonun hukukuna aykırı davranarak, toplumu ayrıştırarak, siyaseti kompartımanlara ayırarak çözemeyiz. Sorunları siyasi kompartımanlarla çözemeyiz. Bu bir siyasi feodalitedir ve dünya böyle çözememiştir.” ifadelerini kullandı.

Tatlıoğlu, toplumun beklentisinin yüksek olduğunu dile getirerek, insanları mutlu ve huzurlu kılmanın, özgür ve refah içinde yaşayacakları bir ülke oluşturmanın herkesin amacı olması gerektiğini vurguladı.

AKÇAY: ESKİ SİSTEM, SİYASİ GERİCİLİK

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye’nin, yaklaşık 6 yıldır kaybolan yıllarını telafi ettiğini belirterek, “Eski sisteme dönme arzusu, siyasi gericiliktir. Polemiklerle, kısır çekişmelerle kaybedecek vaktimiz yok.” dedi.

Akçay, TBMM Genel Kurulunun, TBMM’nin açılışının 102’nci yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemli toplantısında yaptığı konuşmada, Meclisin, 102 yıl önce, memleketin dört bir yanından gelen kahramanların dualarıyla, azim ve iradesiyle açıldığını anımsattı.

“O kahramanlar ki, kaosa sürüklenen vatanda umutlu günlerin taze filizlerini yeşerttiler. Ümitleri boğan felaketlerden göz kamaştıran zaferler çıkardılar.” ifadelerini kullanan Akçay, “O kahramanlar, Ulus’taki mütevazı binada, okullardan getirilen tahta sıralarda, isli gaz lambaları altında, Polatlı’dan gelen top sesleri içinde, bağımsızlığa inanmış bir milletin neleri başarabileceğini tüm dünyaya ispat ettiler. İşgalciler Anadolu’yu paylaşırken, o kahramanlar milli egemenliği hakim kılarak teslimiyet belgelerini yırtıp attılar.” diye konuştu.

Milletin, 23 Nisan’da; etnik köken, dil, din, mezhep, yöre ayrımı yapmaksızın milli devlet ülküsünde birleştiğini, bağımsız yaşama iradesini ortaya koyduğunu belirten Akçay, TBMM’nin, Türk milletinin kendini yönetme şuurunun belgesi olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin kalkınma ve gelişme hamlelerinin bu çatı altında biçimlendiğini; demokrasinin bu sıralarda gelişip, memlekete yayıldığını dile getiren Akçay, “Gazi Meclisimiz yoklukları aştı, zorlukları yendi, işgal ve esareti yok etti ve zaferini 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetle taçlandırdı. 23 Nisan, baharın müjdesini veren kiraz çiçekleri misali, milletimizin geleceği olan çocuklarımıza ve dünyadaki tüm çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayramdır.” değerlendirmesini yaptı.

Son 60 yıl içinde vesayet ve darbe girişimlerine maruz kalan TBMM’nin, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ’cü hainler tarafından bombalandığını hatırlatan Akçay, “Aziz milletimiz, tıpkı 102 yıl önce olduğu gibi, işgalcilere ve onların iş birlikçilerine gereken cevabı vermiş ve meclisimiz Gazi unvanını yeniden kazanmıştır. Yabancı ülkelerden himaye dilenen mandacı ve bölücülere ‘iktidar değişsin de nasıl değişirse değişsin’ diyen gafillere ve işbirlikçilere karşı her daim teyakkuzda olmak milli bir vazifedir.” dedi.

“KENETLENEREK BÜYÜK HEDEFLERE OMUZ OMUZA YÜRÜMELİYİZ”

Akçay, 102’nci yaşı kutlanan TBMM’nin, bugün kuruluş felsefesine bağlı olarak yeni bir vizyona sahip olduğunu belirtti.

Türkiye’nin, içinden geçilen tüm sıkıntılı dönemlere rağmen, çok partili demokratik siyasi hayatı kökleştirip ve kurumsallaştırdığını ifade eden Akçay, şunları kaydetti:

“16 Nisan 2017 Anayasa referandumuyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletimizin yüksek takdiriyle kabul edilmiştir. Bu yeni sistemle yürütmede yüzde 50’den fazla yüksek bir temsiliyet sağlanarak milli irade güçlü bir şekilde tahkim edilmiştir. Gazi Meclisimiz yüzde 99 nispetinde çok yüksek bir temsiliyete kavuşmuştur. TBMM; 14 parti, 5 grup ve 7 bağımsız milletvekiliyle çoğulculuğa, temsilde adalete ve sandalye dağılımları itibarıyla uzlaşmacı bir yapıya sahiptir.

Meclisimiz kuvvetler ayrılığına sahip, güçlü, fonksiyonel ve daha demokratik bir yapıya kavuşmuştur. Mühür vurulmuş; vesayet odakları, darbeler ve hükümet krizleriyle yaşanan istikrarsızlıklar tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin iç ve dış politikadaki atılımlarının yolunu açmıştır.

Türkiye ‘Yurtta barış dünyada barış’ parolasıyla, sorunlara mahkum değil hakim bir şekilde, küresel ve bölgesel istikrarın garantörü konumuna gelmiştir. Türkiye, yaklaşık 6 yıldır kaybolan yıllarını telafi etmektedir. Eski sisteme dönme arzusu, siyasi gericiliktir. Polemiklerle, kısır çekişmelerle kaybedecek vaktimiz yok. Sen, ben, öteki, beriki demenin kimseye faydası yok. Temel milli konularda, Türkiye’ye yönelik tehdit ve tehlikelere karşı kenetlenerek büyük hedeflere doğru omuz omuza yürümeliyiz.”

BEŞTAŞ: İHTİYACIMIZ OLAN DEMORKATİK CUMHURİYET

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Laik, sivil, özgürlükçü ve inanç özgürlüğünü gözeten, farklı kimlik, dil ve kültürleri kapsayan, toplumsal müzakereden yana bir anayasa demokratik çıkışın başlangıcı ve ruhudur.” dedi.

Beştaş, TBMM’nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, 23 Nisan’ın halk egemenliğinin tesisi ve Cumhuriyetin kurulmasında önemli bir adım olduğu konusunda kuşku olmadığını belirterek, bugünü kutladı.

TBMM’de her 23 Nisan oturumunda yaptıkları konuşmalarda bir hususun altını özellikle çizdiklerini dile getiren Beştaş, “O da bugünkü Meclis gerçekliğini eksiklikleri de olsa aşan, onun ilerisinde olan 1920 Meclis’i ve kapsayıcı yapısıdır. Kayıtlara baktığımızda Lazistan mebusu da Kürdistan mebusu da vardır. Ademimerkeziyetçilik ve temsilde kısmen de olsa adalet prensiplerinin esas alındığı mozaiği 1921 Anayasası’nda görmek de mümkündür.” ifadesini kullandı.

Beştaş, ülkenin son derece akışkan olan küresel değişikliklerden azade olmadığını söyleyerek, “Türkiye 2023 ile yeni bir yüzyıla girerken bazı siyasi, sosyal ve toplumsal anlayışları ya terk edecek ya da zamanın ruhuna yenilmiş, hikayesini kaybetmiş bir ülke olarak yola geriden, son derece krizli ruh halleri ve bitmek tükenmek bilmeyen eksen kaymaları devam edecek.” diye konuştu.

Cumhuriyetin 100 yıllık süre boyunca anti demokratik bir karaktere sahip olduğunu öne süren Beştaş, “Evet ortada bir cumhuriyet var ama eksiktir. Hem de demokratik değil. Ortada sembolik bir demokrasi var ama toplumdan yana değil. Ortada sorunlar var ama yönetenler görmekten ve çözmekten yana değil. Ortada farklılık, çok seslilik var ama hepsi tehlike olarak görülüyor.” görüşünü savundu.

Cumhur İttifakı’nın, Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yeni bir inkar konseptiyle girmeye çalıştığını iddia eden Baştaş, şöyle devam etti:

“Özellikle Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere halklara dönük tahammülsüzlüğün nirvanaya ulaşması, demokratik siyaset yürütenlerin tutuklanması, kadın düşmanları, cezaevlerindeki şiddet, şeffaf hale gelen işkence ve milyonların adeta vatandaşlıktan çıkarılmasına dönüşen kayyum rejimi bunun göstergelerindendir. İşte bu kıyametin içinde bizim inandığımız reçete demokratik ulus reçetesidir. Demokratik ulus, tüm bu sosyal, siyasal, ekolojik ve ekonomik krizlere karşı geliştirilmiş toplumcu bir politikanın adıdır. İnançları, halkların birliğini, toplumsal cinsiyeti, özgürlük ve dayanışmayı esas alır. Çok dilli, çok kimlikli, çok inançlı ve çok kültürü içeren, ötekileştirmeyen demokratik bir cumhuriyetin ulus halidir. Biz HDP olarak her şeyin politika ile başladığına inanıyoruz ve demokrasi, politikanın ahlaki yüzüdür diyoruz. Herkesin diline doladığı, içinde politikanın olmadığı soyut demokrasi değil, toplumsal sorunlara çözüm olacak hakiki demokrasi istiyoruz. Çünkü günümüz dünyasının bayrağı demokrasidir, gençler ve kadınlar bu bayrağın taşıyıcılarıdırlar.”

Adaletin en büyük amaçları olduğunu vurgulayan Beştaş, adaletten yoksun her politikanın yaşam siyasetinin ihlali olduğunu belirtti.

Meral Danış Beştaş, “Laik, sivil, özgürlükçü ve inanç özgürlüğünü gözeten; farklı kimlik, dil ve kültürleri kapsayan, toplumsal müzakereden yana bir anayasa demokratik çıkışın başlangıcı ve ruhudur. Biz halklar bahçesi HDP olarak kimlikleri yok sayan, bizleri katı tanımlara hapseden, toplumsal sorunlarımızı çözmek yerine daha da kutuplaştıran, kriz ve kaoslarla ayakta kalmaya ant içmiş, doğayı düşman ilan etmiş; hükümetlerin halka değil, halkın hükümetlere hesap verdiği bir cumhuriyet istemiyoruz. En köklü ve hayati sorun olan Kürt sorununu çözmeyen, çözemeyen bir cumhuriyet istemiyoruz. Bizim ihtiyacımız demokratik bir cumhuriyettir.” diye konuştu.

23 Nisan’da çocukların kutlayabileceği bir bayramdan söz edemeyeceklerini savunan Beştaş, cezaevlerine atılan, şiddete ve cinsel istismara uğrayan, sokakta, tarlada çalıştırılan, ana dilinde eğitim göremeyen çocukların bu ülkenin kanayan yarası olduğunu ifade etti.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de ekonomik faaliyette çalışan 720 bin çocuk işçi bulunduğuna işaret eden Beştaş, Meclis’te “Çocuk Hakları Daimi Komisyonunun” bir an önce kurulması ve “Çocuk Hakları Bakanlığının” kurulması için yasal sürecin başlatılması çağrısında bulundu.

DESTİCİ: NE KADAR BİRLİK, DAYANIŞMA İÇİNDEYSEK…

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Türkiye Cumhuriyeti, biz ne kadar birlik içinde, ne kadar dayanışma içindeysek, ne kadar bizi millet yapan değerlerimize bağlıysak, o kadar güçlü olmuştur.” dedi.

Destici, TBMM’nin açılışının 102. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, TBMM’nin millet için hep umudu temsil ettiğini söyledi.

Mustafa Destici, milletin, yurdun işgal edildiği günden bugüne, Meclis’i varsa, millet iradesi tecelli ediyorsa, Ankara’da temsilcileri görev yapıyorsa umudunu kaybetmediğini, o umut ve millet iradesinin karşısına çıkan her engeli aştığını, her düşmanı, her zorluğu yendiğini kaydetti.

Türkiye’nin etkisi ve gücünün, sınırlarından ibaret olmadığını ifade eden Destici, şöyle konuştu:

“Türkiye Cumhuriyeti, dünya üzerindeki her ülkede hayatını devam ettiren vatandaşlarımızın; tüm dünyada, ‘Türküm’ diyen her soydaşımızın; dünya üzerinde dara düşmüş, işgal altında, zulüm gören, haksızlığa uğrayan her Müslüman’ın; ‘Bir gün gelecek’ diye beklediği; kendinin bildiği, kendinden bildiği; zırhı, koruyucusu, sığınağı, şefkat eli, adalet kalesidir. Türkiye Cumhuriyeti, biz ne kadar birlik içinde, ne kadar dayanışma içindeysek, ne kadar bizi millet yapan değerlerimize bağlıysak, o kadar güçlü olmuştur.”

Ordunun dağıtıldığı, devletin egemenliğini kaybettiği, vatan topraklarının işgal edildiği günlerde, yokluk içinde verilen var olma mücadelesi devam ederken, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Gazi Meclis’te Yunan ordusunun, İngiliz askerlerinin, Ermeni çetelerinin bulunmadığını söyleyen Destici, ancak bugün bir terör örgütüne sırtını dayadıklarını söyleyenlerin Meclis’te bulunabildiğini söyledi.

Destici, terör örgütlerinin, terör örgütlerinin sözcülüğünü yapanların, kamu imkanlarını, siyaseti, Gazi Meclis’i bir propaganda aracı olarak kullanmalarının, iç hukuka da uluslararası hukuka da insan haklarına da aykırı olduğunu belirtti. Destici, “Gazi Meclis’imizin vatansever, milletperver milletvekilleri, milletimize karşı tarih önünde de sorumluluk taşıyoruz. Bu ayıba artık son vermeliyiz.” diye konuştu.

DİĞER KONUŞMALAR

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise bir zamanlar “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” dediklerini ancak bugün “neşe dolan” bulunmadığını iddia ederek, “Bayağı doluyuz ama hiç neşe dolu değiliz.” dedi.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, cihana kafa tutmuş, bir devletin kuruluşuna liderlik etmiş, nice düşman ve tertipleri yenmiş Meclis’in bugün güçsüz bırakıldığını, milli egemenliğin simgesi olmaktan uzaklaştırıldığını öne sürdü.

TBMM’nin, milletin egemenliğini tesis etmek gayretiyle kurulduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Uysal, Meclis’in açılışının 102. yılını ve “milletin saltanat günü” olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, konuşmaların tamamlanmasının ardından 26 Nisan Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

Related Posts

Bir cevap yazın

kocaeli escort bursa escort istanbul escort şişli escort istanbul escort avrupa yakası escort şirinevler escort beylikdüzü escort avcılar escort halkalı escort ataşehir escort bursa escort betvino beylikdüzü escort şişli escort sex hikaye