“Belfast” o uçsuz bucaksız masumiyet

Muhalif. Özel / Emel Seçen

Haftanın seçkilerine Kuzey İrlanda’lı yönetmen, Kenneth Charles Branagh, damga vuruyor. Birincisi, yaşadığı, doğup büyüdüğü, Kuzey İrlanda’nın Belfast’i. İkinci seçki, Kayıp Şehir, içinde ki Harry Potter serisinin başkahramanı(Daniel Radcliffe) olması. Bu serinin yönetmeni Kenneth Charles Branagh, kendi topraklarını anlatmaya soyunuyor. Oscar heykelciğine doğru adım adım ilerlerken aslında en başta, Nil’de Ölüm ile merhaba demişti, bu yıl. Yönetmenin zor işleri sevdiği belli, V.Henry, Hamlet hep ondan sorulur. Oscar heykelcikleri ile evinin en güzide köşelerini doldura dursun, şimdiye kadar ki bu konuda işlenmiş ama içinde yaşayıp, gören biri olarak “BELFAST”i, yazdı ve yönetti.

Olay, küçük bir mahallede renkli ve 15 Ağustos 1969 tarihini gösterirken, o mahallenin küçük çocuklarının çöp kovalarının kapaklarından, kendilerine kalkanlar yaparak, sözde saldıran ejderhalarla savaşmaları ile açılıyor. Birden siyah, beyaza dönüyor ve tam bir saat elli sekiz dakika, o kadar güzel akıyor ki, seyrine doyum olmaz! Tam arşivlik! Bütün film küçük bir çocuğun (Buddy, Jude Hill) yaşadığı içsel dünyası, ailesi, mahallesi ve hayalleri üzerinden şekilleniyor. İlk önce sevgi, aile, aidiyet, komşuluk, ahlak kavramlarına ve bu kavramlar üzerinden, değişen dünya değerlerine nokta atışı yapıyor. Faşizmin ve inanç sömürüsünün her daim gölgesinde kalmaya mahkûm edilmiş insanlığın kanat çırpışları adeta. Zaten Temmuz 1969’da çıkılan Ay macerası, çok sevdiği Büyükanne ve Büyükbabasının gölgesinde yeşeren bir fidanın bütünlüğünde yansıyor. Öyle bir kare var ki, koltukta, ortada başkarakter torun Buddy ortada ve bir yanında Büyükanne, diğer yanında Büyükbaba, torunun bacaklar iki yana açık, ayak tabanları tamamen kadrajda ve Ay’dan bahsediliyor. Kendi tutsaklıklarından çıkamayan, çalışmak için ailesini neredeyse on beş günde bir görebilme imkânı olan bir baba, iki çocuk yetiştiren anne, borçlar, gül gibi dans ederken ansızın, Katolik ve Protestan ayırımı. Ötekileştirmenin ve farkı, fark etmenin farklılıklarını, minik bir çocuğun hem hayalleri, hem gördükleri üzerinden öyle ustaca veriyor ki.

EĞER SENİ ANLAMIYORLARSA SENİ DİNLEMİYORLARDIR

Müzikler eşsiz, siyah-beyaz ekrandan her anı başka gökkuşağı olan muazzam bir film. Bu film ile sadece Kuzey İrlanda’nın, Belfast 15’de yaşananlara tanıklık etmiyorsunuz, yönetmenin ustaca, vefa cömertliği ile bir dönemi beyaz perdeye alkışla aktarıyor. Resmigeçit şöleninde; benimde hayranı olduğum Grace Kelly, John Wayne, Gary Grant,Raquel Welch ve daha pek çok aramızda artık olmayan, Hollywood yıldızı var. Zaten filmin sonunda da iyi bir oyuncu, iyi bir dost olana atfediyor. Hepimizin bir hikâyesi vardır ve hikâyelerin sonu, gidenlere, kalanlara ve yolunu kaybedenlere adanır. Yağma mı, yoksa ahlak mı diyerek, kenetlenebilmenin o eşsiz insanlık duruşunu, küçük bir Omo detarjanı üzerinden verirken. Minicik yaşında âşık olduğu kızla evlenebilmenin heyecanında, Ay projesi ile her ne olursa olsun, göklere çıkabilmeyi amaç edinenlere, tam keyfinde bir şölen sunmakta, onun adı, BELFAST. Ne olursa olsun, geldiğin yeri unutma!

Ve de sifonu çekmeyi!

Oyuncular: Jamie Dornan, Caitriona Balfe, Judi Dench, Jude Hill

Aile sevgisi, çocukluk eğlenceleri ve çiçek açan bir romantizmle dolu, ergenliğin zirvesindeki genç bir çocuk olan Buddy( Jude Hill’in mükemmel oyunculuğu) Ancak Buddy’nin çok sevdiği memleketi Belfast artan kargaşaya yakalanırken, ailesi önemli bir seçimle karşı karşıya kalmıştır: Çatışmanın geçmesini ummak veya yeni bir hayat için bildikleri her şeyi geride bırakmak.

Related Posts

Bir cevap yazın