3. Avrasya Hukuk Kurultayı Karadağ’da düzenlendi

BUDVA (AA) Türkiye Hukuk Platformu ve Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) tarafından, Türkiye başta olmak üzere 42 ülkeden hukukçu ve akademisyenin katılımıyla düzenlenen 3. Avrasya Hukuk Kurultayı, Karadağ’da gerçekleştirildi.

Budva kentinde düzenlenen kurultayın açılında konuşan Adalet Bakan Yardımcısı Yakup Moğul, deniz hukukunun temelini yüzyıllar boyunca teamül kurallarının oluşturduğunu belirterek, ekonomik ve teknolojik gelişmelerle birlikte yeni deniz kaynaklarının keşfedilmesinin, deniz alanlarını işletme olanaklarının artmasının, taşımacılık faaliyetlerinin yaygınlaşmasının hem ulusal hem de uluslararası alanda yeni ve yazılı düzenlemeleri zorunlu hale getirdiğini söyledi.

BM’ye üye ülkeler tarafından 2015’te kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma 2030 gündeminde belirlenen 17 hedeften birinin “Mavi Ekonomi” olduğunu aktaran Moğul, şöyle konuştu:

“Bu hedefin amacı, okyanusları, denizleri ve deniz altı kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma için korumak ve sürdürülebilir bir şekilde kullanmaktır. Bu husus, uluslararası deniz hukukunun gelişimine katkı sağlayacağını öngördüğümüz bu kurultayın en önemli konularından da bir tanesidir. ‘Mavi gezegen‘ olarak adlandırılan dünyamızın yüzeyinin yüzde 72’si deniz ve okyanuslardan oluşmaktadır. Böylesine değerli bir alanı temiz tutmak, sürdürülebilir bir şekilde kullanmak ve gelecek nesillere aktarmak, kıyısı olsun olmasın tüm ülkelerin, devletlerin görevi olmalıdır. Artan dünya nüfusu ve sınırlı kaynaklar yenilenebilir enerji ve gıda kaynaklarının önemini daha da artırmıştır. Bu sebeple denizlerin ve okyanusların temiz ve güvenli kullanımı tüm insanlık için kaçınılmaz bir hedef haline gelmiştir.”

Adalet Bakan Yardımcısı Moğul, tarih boyunca Türk milletinin kadim Avrasya coğrafyasında bekasını korumak için deniz alanlarına büyük önem verdiğinin altını çizdi.

Nice büyük denizciler yetiştirilerek denizlerde asırlar boyunca sürecek bir barış, huzur ve istikrar ikliminin tesis edildiğini belirten Moğul, şöyle devam etti:

“Günümüzde Türkiye, Mavi Vatan’da özellikle de Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini korumakta, bu alandaki ulusal ve uluslararası çalışmalara katkı sunmakta ve aynı zamanda dünyanın çeşitli denizlerinde üstlendiği uluslararası görevleri de başarıyla icra etmektedir. Bu anlamda ülkemiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada gıda krizinin etkilerinin azaltılması amacıyla deniz alanlarının kullanılması için yürüttüğü diplomasiyle tüm dünyaya örnek olmuştur. Böylelikle ülkemizin uluslararası arenada arabuluculuk faaliyetleri, günümüzde bölge ve dünyada en önemli barış umudu olarak kabul edilmiştir.”

Moğul, Türkiye’nin ilan edilmiş veya edilmemiş tüm deniz yetki alanları üzerindeki hak ve menfaatlerini tıpkı her karış toprağında olduğu gibi uluslararası hukuk çerçevesinde korumaya kararlı olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin başka bir ülkenin deniz yetki alanına müdahale etmediği gibi herhangi bir ülkenin de kendi münhasır alanına göz dikmesine de asla müsaade etmeyeceğini dile getiren Moğul, “Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının illegal şekilde genişletilmesine yönelik çabaların sonuçsuz kalacağı aşikardır.” dedi.

Anlaşmazlıkların uluslararası hukuk temelinde ve hakkaniyete uygun biçimde diyalogla çözülmesinden yana olduklarını aktaran Moğul, anlaşmazlıkların deniz yetki sınırları anlaşmasıyla belirlenmesinin uluslararası hukukun en temel gerekliliklerinden biri olduğunu söyledi.

Adalet Bakan Yardımcısı Moğul, Türkiye’nin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olmasa da sözleşmenin getirdiği düzenlemeleri yakından takip ettiğini, uluslararası hukukta yarattığı etkileri de dikkatle incelediğini dile getirdi.

Türkiye’nin denizlerde can kaybı yaşanmaması için düzensiz göçle etkin bir şekilde mücadele ettiğine dikkati çeken Moğul, özellikle Ege Denizi’nde düzensiz göçlerin önüne geçilmesi amacıyla Sahil Güvenlik birimlerinin 7/24 esasıyla çalıştığını kaydetti.

Tahıl koridorunun yeniden açılması

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider de, gıda meselesinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu, bu kapsamda gıda arz ve güvenliğini önemsediklerini belirterek, Türkiye’nin aldığı hayati öneme sahip inisiyatifle açılan Karadeniz Tahıl Koridoru sürecine değindi.

RusyaUkrayna savaşının, küresel gıda arzına olumsuz etkisinin 22 Temmuz’da İstanbul’da yapılan anlaşmayla çözüme kavuştuğunu anımsatan Gizligider, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın bütün dünyaya örnek olacak bir diplomasi trafiği yürüttüğünü ve BM ile bu darboğazın aşıldığını anlattı.

Gizligider, 31 Ekim itibarıyla tahıl koridorundan 421 geminin geçtiğini, 9,7 milyon ton tahılın taşındığını bildirdi.

Bunun yüzde 60,6’sının Avrupa’ya, yüzde 20,3’ünün Asya’ya, yüzde 13’ünün Afrika’ya, yüzde 5,3’ünün Orta Doğu ülkelerine ulaştırıldığını kaydeden Gizligider, BM’nin en az gelişmiş ülkeler kategorisinde yer alan ülkelere giden tahılın oranının ise sadece yüzde 6,1 olduğunu aktardı.

Gizligider, tahıl koridorunun kapanmasının herkesi derin bir endişeye sevk ettiğini dile getirerek, “Acaba yeniden başa mı dönüyoruz? Yeniden tüm dünya bir gıda krizine ve bağlı olarak bir gıda enflasyonu, fiyat enflasyonu krizine mi giriyor?” gibi endişelerin gündeme geldiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde hafta başı itibarıyla bu anlaşmanın devam edeceğinin yeniden tüm dünyaya müjdelendiğini belirten Gizligider, “Böylece hem arz güvenliği noktasındaki endişeler hem de buna bağlı olarak fiyatlardaki olası endişelerin önüne geçilmiş oldu.” dedi.

“Coğrafi keşifler dönemi” olarak adlandırılan dönemden bu yana deniz yolları kullanımının dünyada neden olduğu dönüşüme de değinen Gizligider, “Avrupalı denizcilerin, Baharat ve İpek Yolu’na alternatif aramak umuduyla çıktığı yol, bugün bile etkisi devam eden değişimlere sebep olmuştur. Bizler de Türkiye olarak sahip olduğumuz Mavi Vatan’ın bütün insanlık için taşıdığı önemin farkındayız. Muhtemel gıda kıtlığının engellenmesi ve emtianın nakli noktasında Türkiye’nin sergilediği insani duruş, bütün uluslararası camiaya örnek olmakta.” diye konuştu.

Balıkçılıkta 2023 yılında hedef 2 milyar doların üzerinde ihracat

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Gizligider, tarımsal üretimin bugün dünyada en önemli ticari sektörlerden birisi olduğunu, artık bütün dünya ülkelerinin tarımsal üretime ve üretim kaynaklarına bir başka önem verdiğini anlattı.

Balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinin de Bakanlığın faaliyet alanına giren önemli sektörlerden olduğuna işaret eden Gizligider, Türkiye’nin dünyada adından söz ettiren güçlü bir balıkçılık sektörüne sahip olduğunu söyledi.

Gizligider, en son yaptıkları değişikliklerle bir yandan kaçakçılıkla mücadele ederken bir yandan da balıkçılıkta Avrupa ve Uzak Doğu’yla balıkçıları buluşturduklarını ifade etti.

Balıkçılık sektörünü, ihtiyacın çok üzerinde bir avcılık kapasitesine getirmek istediklerini ifade eden Gizligider, “Bu da ülkemizi su ürünleri ihracatında çok önemli bir noktaya taşıyacak. Su ürünlerinde 2021 yılında 1,4 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. 2022 yılında 1,5 milyar dolara ulaştığımızı şimdiden öngörebiliriz. 2023 yılı için ise hedefimiz 2 milyar doların üzerinde bir ihracat gerçekleştirmek.” diye konuştu.

“Denizlerde biyolojik çeşitliliğin korunması için öncü rol oynayacağız”

“Mavi Ekonomi” kavramını merkeze alarak deniz ekosisteminin sağlığı, meslek ve geçim kaynaklarının gelişimi adına mavi kaynakların sürdürülebilir ve daha iyi yönetilmesini sağladıklarını dile getiren Gizligider, “çok üretip çok tüketmek” yerine ihtiyaca yönelik üretim ve bu üretim esnasında kaynakları israf etmemeyi önemsediklerini vurguladı.

Gizligider, Bakanlığın, biyoçeşitliliğin korunması ve denizlerde hassas alanların belirlenmesinde diplomatik bir rol üstlendiğini belirterek, insanlığın ortak varlığını “deniz hukuku” perspektifinde korumak için önlem alınması gerektiğini söyledi.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Gizligider, BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne atfettikleri önem çerçevesinde 16’ncı Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacaklarını ifade ederek, “Öncesinde olduğu gibi bu süreçte de yurt içinde ve yurt dışında biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli adımların atılmasında da öncü rol oynayacağız.” dedi. ​​​​​​​​​​​​​​

Kaynak: AA

Related Posts

Bir cevap yazın